Yaşamakta olduğumuz 4’üncü endüstri devrimi çok hızlı akan bir değişimi simgelemektedir ve çağın ruhuna özgü bir şüphecilik hali bizi etkilemektedir. Şirketlerin dağılma tehdidine karşı kendilerini korumak için büyük mücadeleler vermeleri de bu açıdan anlaşılabilir bir durumdur. Peki bu kadar hızlı değişen bir dünyada işimizin geride kalmasının önüne nasıl geçebiliriz? Giderek daha rekabetçi hale gelen iş dünyasında nasıl ayakta kalmayı başarabiliriz?

Temelde yatan fenomen: Evrim

Prof. Dr. Howard Yu “Leap” adlı kitabında hangi sektör olursa olsun bu dağılma riskine gelişime ve yeniye kapalı olanların daha hassas olduklarını belirtmektedir. Yu’ya göre değişime uyum sağlayan en iyi şirketler entelektüel birikime yatırım yapanlardır. Yu konuyu daha da somutlaştırmak için ilaç endüstrisini örnek gösteriyor. İlaç sanayii kimyadan mikrobiyolojiye, biyoteknolojiye ve son olarak da genom bilimine evrilmiş bir endüstridir.

Bu değişim kendi organizasyonunuza da yol gösterebilecek 5 temel prensibe indirgenmiştir.

Değişimin 5 prensibi

  1. Şirketinizin bilgi birikimini keşfedin – Yöneticilerin ufuktaki yeni rakipleri görmekte ne kadar zayıf oldukları aşikardır. Zamana daha iyi bir adapte olabilmek için organizasyonlar temel değerlerini ve bilgi birikimlerini tekrar değerlendirerek olgunluk düzeylerini ölçmelidirler. Diğer bir deyişle işin neresinde olduğunuzu ve hakimiyet derecenizi bilerek başlamalısınız.
  2. Şirketinize yeniyi öğrenme disiplinini aşılayın – İnovasyon ve rekabet avantajı yeni tecrübelerin ve doğru zamanda yaratılan yeni pazarların birleşiminden ortaya çıkar.
  3. Sismik değişimlere öncülük edin – Tarihte 18’nci yy’da buhar makinelerinin 19’ncu yy’da yerini elektriğe bırakması gibi sürekli yeniliklerle gelişen sismik değişimler yaşanmıştır. Öngörülebilir ya da öngörülemez birçok değişime şahit olduğumuz ve nicelerine daha şahit olacağımız 4’ncü endüstri devriminde yaşıyoruz. Çoğu şirket kendi kuyruğunu kovalamaya devam ettiği sürece büyümeleri pek mümkün olmayacak. Bunun ana sebebi belki de firmaların deneysel olmaktan ziyade zamanın modası neyse onun takipçisi oldukları içindir.
  4. Amaçsız denemelerden kaçının – 4’ncü prensip şirketlerin hayata geçirmekte en çok zorlandıkları alandır. Masanın üzerine çok sayıda girişim, deneme, strateji, plan ve projeler koyduklarını görürsünüz ancak genelde çok azı gerçekleşmeye yakın ya da gerçekçi çalışmalardır. Her deney yeni şeyler öğrenmek veya daha büyük bir şeyi başarmak gibi bir amaç için yapılmalıdır. Sadece iş olsun diye denemeler yapmak bazen daha kötü sonuçlara yol açabilir.
  5. Eyleme geçin – Fikir eylem olmadan hiçbir şeydir. Bir fikrin şirket hiyerarşisinde kabul görmesi zaman alan bir süreç olduğundan harekete geçme yöneticiler için özellikle zordur. Bu yüzden yönetimin desteğini almadan yeni alanlara sıçrama yapmak maalesef pratikte imkansızdır.

Yu “Sıçrama yapmanın en zorlayıcı kısmı her zaman yatırım kararlarının pozitif finansal öngörülere dönüşmesindeki imkansızlık olmuştur” der.  “Para önemli değil, hadi yapalım” sözünü bu yüzden her zaman şirketin en tepesindeki isim söyler.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.