Hala güvenli bir alan var, ancak artık size rahat gelen bir yerde değil. Yeni güvenli alan sanatın, gelişmenin, yıkımın ve yeniden doğuşun gerçekleştiği yerde. Yeni güvenli alan hep daha derin bir kişisel bağlantının hiç bitmeyen yaratımında.

Seth Godin İkarus Yanılgısı’nda, hayatın içinde başarılı olabilmek ve başarıyı sürdürmenin ancak standartların ve kuralların dışına çıkarak, fark yaratarak, değiştirerek,  sanat yaparak mümkün olacağından bahseder. Bunun kolay olmadığı açıktır. Konfor alanı ve güvenli alanınızın artık aynı yerde değildir.

Samos adasının güneyinde İkarus denizi yer alır. Efsaneye göre, kibrinin kurbanı İkarus’un öldüğü yerdir burası.

Babası Daedalus usta bir zanaatkardır. Kral Minos’un işlerini baltaladığı için sürgüne gönderilip hapsedilen Daedalus parlak bir kaçış planı yapar. Kendisi ve oğlu için birer çift kanat tasarlar. Kanatları balmumuyla tutturduktan sonra kaçmaya başlarlar. Daedalus İkarus’u güneşe fazla yakın uçmaması için uyarır. Bu sihirli uçma yeteneğiyle aklı başından giden İkarus onu dinlemez ve fazla yükseğe uçar. Sonra balmumu erir ve İkarus kanatlarını yitirip denize düşerek ölür.

Bu efsaneden çıkarılacak ders şudur: Krala karşı çıkmayın, babanıza karşı çıkmayın. Gerçekte olduğunuzdan daha iyi olduğunuzu hayal etmeyin ve en önemlisi ancak bir tanrının yapabileceği bir şeyi yapacak yeteneğe sahip olduğunuza asla inanmayın.

Efsanenin size anlatılmayan bölümü ise şöyledir: İkarus’a fazla yükseğe uçmamasını söylemekle kalmayan Daedalus, oğluna fazla alçak, denize fazla yakın uçmama talimatı da verir; çünkü ıslanırsa, bu kez de su kanatlarının yükünü artıracaktır.

Toplum efsaneyi değiştirerek bizi denizle ilgili bölümü unutmaya yönlendirdi ve dik durmanın, öne çıkmanın ve aykırı olmanın tehlikelerini sürekli birbirimize anımsatıp durduğumuz bir kültür yarattı. Sanayiciler kibri temel günahlardan biri haline getirdiler, ancak çok daha yaygın bir kusuru işlerine gelir biçimde görmezden geldiler: çok azla yetinmek.

Fazla alçaktan uçmak fazla yükseğe uçmaktan çok daha tehlikelidir, çünkü alçaktan uçmak güvenli gelir.

Bütün yaşamınız konfor alanınızla güvenli alanınızın birbiriyle uyumlu hale getirme çabasından oluşur.

 

 

Güvenli alan değişti, ancak konfor alanınız değişmedi. Önceden güvenli gelen bu yerler –köşe ofis, saygın üniversite, sağlam iş– artık güvenli değil.

 

 

Endüstriyel sistemin normal ve güvenli olduğunu kabul etmemiz için beynimizin yıkanması yüz yıl aldı. Oysa bu sistem artık ne normal ne de güvenli.

Yeni güvenli alan: Sanat

Statükoyu korumak ve uyum sağlamak için mücadele etmek artık işe yaramıyor, çünkü ekonomi ve kültürümüz değişti.

Sanat bir galeride satılan ya da bir sergide sergilenen bir şey değildir. Sanat bir insanın eşsiz yapıtıdır; başka bir kişiyi etkileyen, onu duygulandıran yapıttır. Çoğu ressamın aslında hiç de sanatçı olmadığı, garanti peşindeki taklitçiler oldukları ortaya çıkıyor.

Ortada hiç doğru yanıt olmadığında cesurca konuşmak; kalkanları ortaya çıkarıp hem süreci hem de sonucu gözetmek olasıyken kendinizi saldırıya açık bırakmak… işte bunlar toplumunuzun kucak açtığı ve ekonominin gerektirdiği sanat yapıtlarıdır.

Artık rekabetin az olduğu zamanlarda değiliz. Teknolojinin de hayatımıza girmesiyle birlikte bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay hale geldi. Bu da bilgiye ulaşma arzusunu daha sıradan hale getirdi. Artık bir ürünü satın almak istiyorsanız kolaylıkla internetten o ürünün üreticisini, toptancısını, perakendecisini, evinize en yakın satıcısını bulabilirsiniz; o ürünü satın almak yerine üretmek isterseniz yine internetten bu bilgilere de ulaşabilirsiniz. Böyle bir dünyada artık standart bir üretici, satıcı ya da hizmet sağlayıcı olabilmek size bir değer katmıyor. En yakınınızdaki potansiyel müşteriniz sattığınız ürünü internet vasıtasıyla sizden daha uzaktan bir yerlerden istediği şartlarda tedarik edebilir.

Kaliteyi varsayıyoruz

Kıtlık ve bolluk yer değiştirdi. Yüksek kalitede iş artık kıt değil. Ustalık, uzmanlık da öyle. Çok fazla iyi seçeneğe sahibiz. Satın alınacak şeyler ve işe alınacak insanlar konusunda bolluk içindeyiz. Kıt olan şey güven, bağlantı ve sürpriz. Bunlar başarılı bir sanatçının yapıtındaki üç öğe.

İster ayakkabı satıcısı olun, ister web developer, politikacı, gazeteci, CEO ya da PR uzmanı olun. Sıradansanız kaybedersiniz! Güce ve onu kullanacak özgürlüğe sahip olmayı bilmelisiniz: Siz kimsiniz ve nasılsınız?

Tanrılar Nerede?

Eski iş: Şu pamuğu balyala, şu otu biç, şu mavnayı yükle. Bu formu doldur, bu talimatları izle, bu sınava gir.

Yeni iş: Bir şeye başla. Onu çöz. Bağlantı kur. Ara. Sor. Öğren. Tekrar et. Riske gir. Aç. Sırada ne var?

Eski iş makine gibi.

Yeni işse mitolojik tanrılara göre.

Tanrılar kaderlerini ellerine aldı. Tanrılar kendi seçimlerinden sorumluydu. Tanrılar güce ve onu kullanacak özgürlüğe sahipti.

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.