Küresel Değer Zinciri (KDZ) Nedir?

Küresel Değer Zinciri; asıl amaç itibarıyla, sürdürülebilir rekabet üstünlüğü sağlamak amacıyla üretim süreçlerinin çeşitli ülkelere yayılması ile oluşturulan organizasyon yapısıdır.

KDZ süreci nasıl işler?

Özellikle para birimi değerli olan gelişmiş ülkelerdeki işletmeler gelişmemiş ve gelişmekte olan ülke işletmelerine kıyasla daha yüksek işletme ve istihdam maliyeti gibi giderlere sahiptirler. Bununla birlikte, üretimlerinde ihtiyaç duydukları bir çok hammaddeye uzak olmaları bakımından ithal girdiler de artı bir maliyet oluşturmaktadır. İşte bu maliyetleri en iyi seviyeye getirmek için firmalar küresel çapta bir oluşuma yönelir ve ihtiyaçları doğrultusunda organizasyonlarını yeniden şekillendirirler. Yapılan hesaplamalar ve planlama sonucunda üretim ve/veya montaj tesisi gerek görüldüğü takdirde kendi ülkesi dışında bir ülkeye kaydırılır ve dünya geneline dağılmış tedarikçi ağının o ülkeye ihracat yapması sağlanır. Bu yeni üretim şemasında firmaya parça tedarik ederek katkı sağlayacak üreticiler ile sıkı bir işbirliği üreticinin hem kendisine hem de ülkesine birçok fayda sağlar.

Resimde bisiklet ve uçak markasının küresel değer zinciri konusunda nasıl bir organizasyon oluşturduğu görülüyor.Küresel Değer Zinciriküresel değer zinciri

KDZ’nin zaman içindeki gelişimi

Küresel değer zincirinin olumlu gelişimi ve sonuçları

2000’lere doğru teknolojinin, lojistiğin, bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve dünyanın daha küresel hale gelmesiyle gelişen küresel değer zinciri gelişmekte olan ülkeleri gelişmiş ülkelerin ekonomik seviyesine daha da yakınlaştırdı. Serbest ticaret, düşük tarife ve tarife dışı engeller, düşük kur, ucuz iş gücü ve işçilik maliyetleri gelişmiş ekonomilerin üretimlerini bu ülkelere kaydırmasıyla bu ülkelerin gelişmelerine katkı sağladı. Gelişmekte olan ülkelerin kazanımları sonucunda şirketler arasında bir çeşit iş bölümü kültürü oluştu.

Hammadde tedariğini bir ülke, yarı mamül haline getirme işini bir ülke, yedek parça üretimini bir ülke, montaj işini başka bir ülke yapmak üzere bir iş bölümü oluştu. Bu iş bölümü sonucunda;

  • Üretim maliyetleri ucuzladı
  • İş hızlandı
  • Birden fazla ülke kazandı, ülkelerine döviz kazandırdılar
  • Lojistik sektörünün gelişimine katkı sağlandı
  • İstihdama katkı sağlandı
  • Bölgelerin kalkınmalarına katkı sağlandı
  • Üretim kabiliyeti gelişti
  • Uzmanlıklar arttı
  • Yoksulluğun artması engellendi

Küresel değer zincirine dahil olabilmiş firmalar gelişmemiş ülkelerde de olsa üretkenlikleri, teknolojik alt yapıları ve sermayeye erişimleri daha fazladır. KDZ sayesinde sağladıkları gelişim onları daha çok talep gören firmalar haline getirir ve böylece gitgide daha hızlı büyüme gösterirler. İstihdam konusunda ise basit işlerde çalışan işçilerin işi makinelerle yer değiştirir ve işçiler makinelerle çalışmayı öğrenerek daha kalifiye eleman haline gelirler. Kol gücüne daha az ihtiyaç duyulması sebebiyle de kadın çalışanların daha fazla istihdam edildiğini görürüz.

Diğer Yandan;

KDZ’nin bugüne dek gelişimine baktığımızda gördük ki, döviz girdisi elde eden bu ülkeler olması gerektiği gibi insani çalışma koşullarına, iş sağlığı ve işçi güvenliğine önem vermediler; çevreye gereken özeni göstermediler, duyarlı olmadılar, edindikleri kabiliyetlerle orijinal ürünlerin patent ve fikri mülkiyetlerine saygı göstermediler. Para kazanmanın tadına vardıktan sonra daha vahşi bir çalışma kültürü hakim oldu. Devletler ise bu refahı halka vermediler; onun yerine daha da büyüme politikası, daha fazla üretim, daha fazla çalışma yolunu tercih ederek halkın yaşam koşullarında iyileştirmeye gitmediler.

Kısacası küresel değer zinciri yarattığı zenginlik ve büyüme beraberinde doğal kaynaklar, çevre ve işçi sömürüsünü getirdi.

Küresel krizin KDZ’nin yarattığı olumlu koşullara etkisi

2008 öncesi gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerde teknoloji nasıl gelişime katkı sağladıysa aynı teknoloji bugün bu ülkelerin aleyhine çalışmaktadır. Kapitalizm doğası gereği daha düşük maliyet daha çok kar ister ve bunun için kendi içinde bir vicdan ve etik muhasebesi yapmaz. Örneğin otomasyon sistemleri birçok işçinin ekmeğini elinden almaktadır. Dijitalleşme ve teknolojideki diğer muazzam gelişmeler yüksek nitelikli insan nüfusunu artırırken, sıradan işlerde çalışan insan talebini azaltmıştır.

Öte yandan serbest ticareti zamanında gelişmiş ülkeler savunup gelişmemiş ülkeler muhafazakar ekonomi politikaları savunurken, bugün tam tersi yaşanıyor. Gelişmiş ülkeler artık daha korumacı politikalar izlemektedirler. Bu da ekonomileri ihracata bağlı gelişmemiş ülkeleri zor duruma sokmaktadır. Üstüne bir de yaşamakta olduğumuz pandemi süreci eklenince içe kapanma daha da hızlandı.

Yaşanan ticaret savaşları ve konteyner krizini de hesaba katarsak en azından şunu söylemek mümkündür ki, yurtdışı doğrudan yatırım yapacak şirketler yatırım planlarını önlerini görebilecekleri güne kadar askıya aldılar. Belirsizlik kalkmadan da yatırım yapmaya niyetleri olmadıkları gibi yatırımlarını içeriye çevirdiler; bunu devletler de desteklemektedir.

KDZ Büyümeye devam edecek mi?

Teknolojik ilerlemelerin hızla devam etmesi ve gelişmiş ülkelerin ticaret politikalarının öngörülebilir, şeffaf ve gelişmekte olan ülkelerin menfaatine olacak şekilde düzenlenmesi durumunda küresel değer zinciri dünyadaki genişlemesine devam edecektir. Üstelik giderek daha fazla ülkeyi kapsayacak ve bu zincire yeni giren gelişmekte olan ülkelere hem kabiliyet hem de fikri, kültürel ve mali anlamda zenginlik katacaktır. Ancak bunun istenilen biçimde yayılabilmesi için devletlerin kendi firmalarına destek sağlamaları, firmaların da kendilerini geliştirmeleri için çaba sarf etmeleri gerekmektedir. Bu ikisi aynı anda olmadığı takdirde güçlü endüstriye sahip ülkelerdeki donanımlı firmalar bu ülkelerde kendi fabrikalarını kurarak o ülkelerin avantajlarından faydalanır ve ülkeye çok fazla katkısı olmadan kendini zenginleştirir ve kazandığını yine kendi ülkesine götürür. Yoksul ülkenin kazandığı ise sadece göstermelik işçi istihdamı ve biraz da vergi geliri olacaktır. Bu durumu yaşamamak için devletlerin hem birbirleriyle olan ilişkileri güçlü olmalı, hem de işletmelerle uzun vadeli stratejik planlara imza atarak KDZ’nin bir halkası olmaya çabalamalıdırlar.

Ülkelerin daha korumacı politikalar izlemeleri de KDZ’nin gelişimine olumsuz etkisi olacağı kesindir. Ülkeler arasındaki ticaret savaşları sadece kendilerini değil bir kenarından diğer ülkeleri de etkilemektedir. Ayrıca ticaret politikalarının öngörülemez olması bu alanda yapılacak yatırımların da önünü tıkamaktadır. O zaman şunu söyleyebiliriz; eğer ülkelerin ticaret politikaları daha dengeli ve uzun vadede öngörülebilir olursa KDZ genişlemeye devam eder. Aksi takdirde belirsizlik finansal her alanda olduğu gibi KDZ’de de hakim olur, bunun sonucunda da KDZ iyi ihtimalle yavaşlamaya başlar.

Not: İngilizce bilen okuyucular dünya bankası tarafından hazırlanan kapsamlı küresel değer zinciri raporunu linke tıklayarak indirebilirler.

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.