Tarihi 1500’lü yıllara dayanan merkantilizm, bir ulusun güç ve refahının sahip olduğu altın ve gümüş gibi değerli madenlerin bolluğuyla garanti altına alınacağını savunan ekonomik sistemdir.

Merkantilizmin tarihi

Merkantilizm öncesinde hakim olan feodal ekonomik sistem güçlü batı Avrupa devletlerinin genişlemesine yeterince imkan tanımıyordu. Coğrafi keşiflerin açtığı yeni pazarları kolonileştiren bu ülkeler, kolonilerinden elde ettikleri zenginlikleri kendi ülkelerine taşıyarak güçlerine güç katmış oldular. Bu tarihlerde feodal ekonomi yerini merkantilizme bırakmış oldu.

Merkantilist anlayışa göre güç, zenginlik ve refaha kavuşabilmek için tek yol ihracat yaparak daha fazla altın, gümüş kazanmaktır. Buna göre değerli madenlerin yurtdışına çıkmasını önlemek için devletin ekonomik yaşama müdahale etmesi yerinde ve gereklidir. Diğer yandan ihracat ile ilgili her faaliyet çeşitli teşviklerle desteklenmektedir.

Zenginliklerini artırmak için kolonileriyle aralarında ticari trafik ağı oluşturan batı ülkeleri, rekabeti engellemek için de kendi ihraç malları dışındaki diğer yabancı ülkelerin mallarına yüksek tarifeler koydular. Sonuç olarak da koloniler sadece himayesinde oldukları ülkelerin mallarını satın almak durumunda kaldılar. Örneğin İngiltere egemen olduğu ülkelerde sadece kendi ürünlerinin satılması için çeşitli mali politikalar hazırladı ve askeri gücünü de kullanarak ticaretin güvenli şekilde yapılmasını sağladı.

İngiltere’nin Amerika, Afrika gibi kolonilerinde yaptığı ticaretin karşılığı elbette altın değil köle ticareti olmuştur. Doğuda ise Hindistan üzerinde ağır baskı kurmuş olan İngiltere, ülkenin uzun yıllar English East India Company aracılığıyla tüm kaynaklarını sömürmüştür. Ancak İngiltere’nin ihraç ürünleri dayatması karşısında bunalmış olan koloniler İngiltere-Fransa savaşı sonrası daha fazla vergi ve zamlara maruz kalınca 1773’de Boston Çay Partisi olayı patlak verdi ve bu isyan sonucunda 3 İngiliz gemisi yağmalandı ve devamında da bağımsızlık savaşına giden ilk adım atılmış oldu.

kapiatalizm vs merkantilizm

Merkantilizm yerini kapitalizme bırakıyor

Dünya genelinde demokrasinin daha fazla benimsenmeye başlaması ve serbest ticaret anlayışı merkantilizmin sonunu getirdi ve 18 yy’ın sonlarında yerini kapitalizme bıraktı. Ancak kapitalizm çağının başlaması merkantilizmi tamamen sonlandırdığı anlamına gelmez. Bu dönemde de ihracata ağırlık veren korumacı politikalar savunulmaktadır. Değişen sadece köleliğin yavaş yavaş kaldırılmaya başlanması ve ticaretin nispeten daha serbest kılınması olmuştur. 20. yy’da kendi ülkelerindeki bebek endüstrileri korumak, işsizliğin artmasını önlemek, ticaret açığını engellemek gibi amaçlarla batı devletleri tarifeleri artırarak ithalatı zorlaştırmışlardır. İhracat yapmaları zorlaştırılan devletler ise buna karşılık vererek küresel ticaretin %65 kadar düşüşüne sebep olmuşlardır, ki sonucunda dünya genelinde ekonomik buhran yaşanmıştır. Bu buhrana 1.Dünya Savaşı’nın ve ardından 2.Dünya Savaşı’nın da etkisini göz ardı etmemeliyiz.

Neo-merkantilizm

2. Dünya Savaşı’nın ardından devletler aşırı korumacı politikaların olumsuz etkilerini anlamış oldular ve devamında Dünya Bankası, Birleşmiş Milletler ve Dünya Ticaret Örgütü gibi organizasyonları oluşturdular. Fakat Rusya ve Çin merkantilist anlayışı bırakmaya henüz hazır değildi ve buna karşı çıktılar. Özellikle Çin agresif biçimde üretime hız vererek ihracata yöneldi, ülkeye döviz girdisini artırdı ve dünyanın fabrikası haline geldi. Bununla birlikte Çin kazancını halkına dağıtmak yerine yatırımlara harcadı ya da Amerikan tahvilleri aldı.

Günümüze baktığımızda ülkelerin son yıllarda tekrardan korumacı politikalara geri dönmekte olduğunu görüyoruz. Amerika-Çin ticaret savaşları, Brexit, Avrupa’nın dağılmama çabaları bu görüşü net şekilde destekliyor. Onun da ötesinde 2019 sonunda Çin’de başlamış olan corona salgını da dünya genelinde bir pandemiye dönüşünce ülkeler hazırlıksız yakalandılar ve gelişmiş ülkelerin hepsi bir ekonomik ve sosyal kriz durumu yaşıyor. Uzmanların ve yapılan araştırmaların ortaya çıkardığı sonuç bize şunu söylüyor ki, bir neo-merkantilizm çağı başlayabilir. Her ne kadar şu anki yorumlar böyle bir duruma işaret etse de bir neo-merkantilizm uzak ihtimal olabilir. Ancak ülkelerin kriz öncesi normale dönene kadar içe kapalı bir politika izleyeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.