İhracat

İhracat ve ithalat kavramları sektörel terimler oldukları için tüm insanlar tarafından bilinmemesi gayet doğaldır, biz işin özünü biliyoruz: ticaret. İnsanlar maddi gereksinimlerini karşılamaları amacıyla birbirleriyle yüzyıllardır ticaret yapmaktadır. Bu ticari ilişkiler günümüzde farklı şekillerde çeşitlenmiştir. Diyelim ki bir bardak almak istiyorsunuz; bu bardağı almak için isterseniz eskiden olduğu gibi satıcıyla yüz yüze konuşabileceğiniz pazar yerine gidip temin edebildiğiniz gibi bir züccaciye dükkanından, süpermarketten veya büyük mağazalardan da satın alabilirsiniz. Bunun yanı sıra çağın getirdiği teknolojik gelişmeler ve dünyanın daha global bir hal almasıyla aynı ürünü internetten sipariş vererek İstanbul’dan Antalya’ya getirtebilirsiniz; üstelik daha ucuza da satın almanız mümkündür. Daha da ileri gidersek yine internetten bardak siparişi verdiniz, hem de bu sefer İtalya’dan. Düşünsenize, bu imkana sahip bir dönemde yaşıyoruz. İşte teknoloji ve küreselleşme beraberinde bize bir kültür aşıladı: erişilebilirlik. Artık dünyanın o kadar büyük bir yer olmadığını biliyoruz. İtalya’dan siparişini verdiğimiz bardak İstanbul’dan daha kısa sürede elimize ulaşıyorsa artık sanırım herkes dünyanın küçük olduğu konusunda hemfikirdir.

Dış ticaret bize ne veriyor?

Durum böyle olunca ticaret yapmak isteyen herkes ülke sınırların dışına çıkarak diğer ülkelerle mal alışverişi yapmak ister hale geldi, ki bunun arkasında sadece tek bir sebebin olduğunu söyleyemeyiz. Tüccar kendi pazarında satmak istediği bir ürünü yurtiçinden temin edemiyorsa ya da istediği kalite ve fiyatta değilse elbette ithalat yapmayı tercih edecektir. Yine bir bardak üreticisi firma işlerini büyütmek istiyor fakat pazarı artık kendisine dar geliyorsa o da ihracat yapmak isteyecektir. Diğer bir sebep ise dış ticaret sayesinde insanlar farklı ülkelerden insanlarla diyalog kurabiliyor, birbirlerini ziyaret ederek farklı kültür ve coğrafyalarla tanışmış oluyor ve vizyonlarını da büyüterek dünyaya karşı bakış açılarını genişletmiş oluyorlar. Şahsen benim de ticaretten en çok zevk aldığım kısım yurtdışındaki müşterilerimle ilk etapta kurduğum iş ilişkilerinin daha sonra dostluk ilişkilerine dönüşmesidir. Bu durumun başka bir avantajı da sizin sürekli yurtdışına çıkma fırsatınızın olmasıdır. Bu yüzden seyahat etmekten zevk alan biri olarak mesleğimi çok seviyorum. Bir meslek düşünün ki size hem seyahat etme fırsatı sunuyor, hem döviz vasıtasıyla iyi paralar kazandırıyor; hem farklı ülkelerden farklı insanlar ve kültürler tanıyorsunuz hem de toplum gözünde prestijli bir meslek sahibi oluyorsunuz.

agreement

İletişim her şeydir

Tabi bu saydığım avantajlardan her ithalat ya da ihracat yapan faydalanamıyor. Yıllardır ihracat yapıp hiçbir müşterisiyle bir araya gelmemiş, hayatında hiç yurtdışına çıkmamış firmalar da tanıyorum. Onların amacı sadece para kazanmak olduğundan fabrikalarından ya da atölyelerinden çıkmadan çalışarak ömürlerini harcıyorlar. Bunun gibi firmalar doğal olarak da uluslararası ticaretin tüm nimetlerinden faydalanamıyor; dahası, müşterilerini uzun yıllar elinde tutamıyor ya da tutmak için ucuza mal satıyorlar. Bir gün bir öğreniyor ki müşterisi rakibinden mal almaya başlamış, hem de daha yüksek fiyattan. Sebep çok açık: müşterinizi sadece ucuz mal üreterek elinizde tutamazsınız. Rakibiniz daha pahalıya satıyor olabilir, ancak o yabancı dilini geliştirmiş, vizyonunu geliştirmiş, müşterisini ziyaret etmiş, ülkesinde ağırlamış, hizmeti kaliteli vermiş. Şaşıracak bir durum yok; o müşteri pahalı olanı tercih etmekle aptallık etmedi, aksine akıllılık etti. Rakip o firmanın aklında olmayan bir şey yaptı; iletişime yatırım yaptı.

Ben de ihracatçı olmak istiyorum

İster küçük bir atölyede sandalye üretimi yapan bir esnaf olun, ister 100 işçiyle üretim yapan bir ayakkabı firması sahibi, ister gıda toptancısı ya da elinde hiçbir şey olmayan fakat yine de yurtdışına mal satmak isteyen hevesli bir girişimci olun. Usulü bildikten sonra ihracat yapmak yurtiçine mal satmaktan daha zor değildir.

 

Her borcunuzu faturayı Tanrı kesmiş gibi ödeyin – Ralph Waldo Emerson

 

Yeter ki oyunu kuralına göre oynayın, sabırlı olun ve en önemlisi heyecanlı olun. Bu sürekli bir öğrenim sürecidir. İnanın bana sabırlı, azimli bir şekilde ve yorulmaksızın çalışırsanız, en önemlisi de “DÜRÜST” olarak işinizi yaparsanız güzel bir gelecek sizi bekliyor olacak ve başarılı bir ihracatçı olacaksınız. Üç şey düsturunuz olsun: 1. Dürüst ticaret 2. Yorulmak bilmeden çalışmak 3. Başarıya inanmak. Bu üç prensibe sarılırsanız başarı sizi bulacaktır.

Bu serinin amacı ihracat yapmak isteyen herkesin okuduğunda bir şeyler öğrenebilmesidir; sıfırdan başlayarak hevesli bir ihracatçı adayının ihracatçı olmasına yardım edebilmektir. Bu yüzden üretici olmayan, henüz şirketi bile olmayan ve komisyonculuk yaparak mesleğe adım atmak isteyen bir kişiye anlatır gibi aşama aşama gideceğiz. Böylece hali hazırda firması olan ve ihracat yapmak isteyen ya da ihracat yapmakta olup müşteri portföyünü artırmak isteyenler de okuduğunda bir şeyler bulabileceklerdir.

İhracat Nasıl yapılır? Aşama 1

 

BİR CEVAP BIRAK

Lütfen yorumunuzu yazın
Lütfen adınızı buraya girin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.